Kurumsal Yönetim
Yönetim Biliminin Doğuşu ve Klasik Yönetim Düşüncesi
Yönetim düşüncesinin tarihsel gelişimi içinde erken klasik dönem ve klasik yaklaşım; Taylor’un bilimsel yönetimi, Fayol’un yönetim süreci yaklaşımı ve Weber’in bürokrasi yaklaşımı ekseninde rasyonellik, işbölümü, hiyerarşi ve standartlaşma kavramlarıyla sınav odaklı ve ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Konu İçeriği
Yönetim Biliminin Doğuşu ve Klasik Yönetim Düşüncesi
Yönetim düşüncesi bugünkü kapsamına bir anda ulaşmamıştır. İnsanların birlikte yaşaması, birlikte çalışması ve ortak hedefler doğrultusunda örgütlenmesiyle başlayan yönetim ihtiyacı, zaman içinde sistematik bir düşünce alanına dönüşmüştür. Özellikle sanayi devrimi, büyük ölçekli işletmelerin ortaya çıkışı, işbölümünün artması ve çok sayıda işçinin aynı örgüt içinde çalışması, yönetim sorunlarını daha görünür hale getirmiş ve yönetimin ayrı bir bilimsel inceleme alanı olarak gelişmesini hızlandırmıştır.
Bu tarihsel gelişim içinde erken klasik dönem, klasik yönetim düşüncesi bakımından hazırlayıcı bir evre oluşturur. Klasik yönetim yaklaşımı ise rasyonellik, düzen, işbölümü, uzmanlaşma, hiyerarşi ve standartlaşma ekseninde şekillenerek modern yönetim düşüncesinin temel taşlarından biri haline gelmiştir.
1) Yönetim Biliminin Tarihsel Gelişimi
Yönetim teorilerinin gelişimi genel olarak erken klasikler, klasik yönetim düşüncesi, neoklasik yönetim düşüncesi, modern yönetim düşüncesi ve postmodern yönetim düşüncesi şeklinde incelenebilir. Bu sıralama, yönetim biliminin insan davranışına, örgüt yapısına ve çevre ilişkilerine bakışındaki değişimi gösterir.
Erken dönemlerde yönetim daha çok geleneksel ve otoriter biçimde yürütülürken, klasik dönemde yönetim ilkeleri sistematik hale getirilmeye başlanmıştır. Bu yüzden klasik yönetim düşüncesi, yönetim biliminin kurumsallaşmasında özel bir yere sahiptir.
Yönetim düşüncesinin gelişimi = erken klasikler + klasik yaklaşım + neoklasik yaklaşım + modern yaklaşım + postmodern yaklaşım
2) Erken Klasikler Dönemi
Bilimsel yönetim öncesi veya endüstri öncesi dönem olarak da ifade edilen erken klasikler dönemi, insanların birlikte yaşama ve çalışma ihtiyacının ortaya çıkmasıyla başlamış ve yaklaşık 1880’li yıllara kadar sürmüştür. Bu dönemde yöneticilerin işlerini çoğu zaman sınırsız yetkiler içinde yürüttükleri, alt-üst ilişkilerinin büyük ölçüde otokratik bir anlayış içinde şekillendiği görülmektedir.
Erken klasikler dönemi, bugünkü anlamda bilimsel yönetim ilkelerinin henüz oluşmadığı; buna karşılık yönetim ihtiyacının fiilen yaşandığı bir dönemdir. Bu yönüyle sonraki klasik yaklaşımın doğuşu için zemin hazırlamıştır.
Erken klasikler = bilimsel yönetim öncesi dönem + otokratik alt-üst ilişkileri + sınırsız yetki anlayışı
3) Klasik Yönetim Düşüncesinin Doğuşu
Klasik yönetim düşüncesi, James Watt’ın 1778 yılında ilk kullanılabilir buhar makinesini yapmasıyla hız kazanan sanayi devriminin etkileri altında gelişmiştir. Sanayi devrimi ile birlikte büyük fabrikalar kurulmuş, çok sayıda işçi aynı işletme bünyesinde çalışmaya başlamış, büyük miktarlarda hammadde temin edilmiş ve daha geniş pazar arayışları ortaya çıkmıştır. Bütün bu gelişmeler, yönetim sorunlarını ön plana taşımıştır.
Klasik yaklaşımın doğuşunda teknolojik gelişmeler, örgütlere duyulan ihtiyaç, ürünlerin standartlaştırılması, işbölümü ve uzmanlaşma gibi faktörler belirleyici olmuştur. Klasik yaklaşımda organizasyon, amaç ve hedeflerin gerçekleştirilmesi için kullanılan bir araç olarak görülmüştür. Asıl amaç ise mevcut kaynaklardan azami yararlanarak işletme amaçlarının gerçekleştirilmesidir.
Klasik yaklaşımın temeli = rasyonellik + verimlilik + işbölümü + uzmanlaşma + standartlaşma
4) Klasik Yönetim Düşüncesinin Temel Özellikleri
Klasik yaklaşımda işletme, ekonomik ve teknik bir birim olarak değerlendirilmiştir. Organizasyon, çevre unsurlarından büyük ölçüde bağımsız ve kapalı bir sistem gibi ele alınmıştır. Bu düşüncede amaç, önceden belirlenmiş hedeflere ulaşmak için düzenli, kurallı ve rasyonel bir yapı kurmaktır.
Klasik yaklaşımın başlıca özellikleri şunlardır:
- İleri derecede işbölümü ve uzmanlaşma
- Görev, rol, yetki ve sorumlulukların açık biçimde belirlenmesi
- Kontrol ve haberleşmenin hiyerarşik olması
- Biçimsel ilişkilerin ön planda tutulması
- Organizasyonun rasyonel ve mekanik bir yapı olarak görülmesi
- Kurallar ve standartlar ile düzen sağlanması
Bu yaklaşım, olanı açıklamaktan çok olması gerekeni ortaya koyan normatif bir karakter taşır. Yani yönetime ilişkin kurallar koyar ve ideal düzenin nasıl olması gerektiğini göstermeye çalışır.
Klasik yaklaşımda insanın sosyal ve psikolojik yönü geri plandadır.
İnsan daha çok ekonomik ve teknik sistemin bir parçası gibi ele alınır.
5) Klasik Yaklaşımda İnsan Anlayışı
Klasik yönetim düşüncesi, insanı çoğu zaman çalışmayı sevmeyen, tembel, zorlanması gereken, pasif, sorumluluktan kaçan ve daha çok ekonomik ödüllerle motive olan bir varlık gibi ele almıştır. Bu yaklaşımda insanın sosyal ve psikolojik yönleri büyük ölçüde göz ardı edilmiştir.
İnsan, makinenin bir parçası gibi değerlendirilmiş; standartlaştırılmış, birinin diğerinin yerine geçebileceği varsayılmıştır. Bu anlayış, klasik yönetim düşüncesine yöneltilen eleştirilerin de temelini oluşturmuştur.
Klasik yaklaşım insanı sosyal bir varlık olarak değil, ekonomik ve teknik bir unsur olarak görme eğilimindedir.
6) Klasik Yönetim Düşüncesinin Üç Ana Yaklaşımı
Klasik yönetim düşüncesi içinde üç temel yaklaşım yer alır:
- Frederick Winslow Taylor’un Bilimsel Yönetim Yaklaşımı
- Henri Fayol’un Yönetim Süreci Yaklaşımı
- Max Weber’in Bürokrasi Yaklaşımı
Bu üç yaklaşımın ortak noktası, işletmede düzen, rasyonellik ve verimlilik sağlamaya yönelmeleridir. Ancak her biri bu amacı farklı bir açıdan ele almıştır.
7) Taylor ve Bilimsel Yönetim Yaklaşımı
Taylor’un geliştirdiği bilimsel yönetim yaklaşımı, işletmenin tüm alanlarına yayılan genel bir teori olmaktan çok, özellikle üretimin teknik yönüne uygulanabilecek kurallar bütünüdür. Taylor, işlerin gelişigüzel değil bilimsel yöntemlere göre yapılmasını savunmuştur. Çalışmalarında zaman etüdüne önem vermiş, işçinin işi en kısa ve en verimli şekilde nasıl yapabileceğini araştırmıştır.
Taylor’a göre bilimsel yönetimin ana ilkeleri şunlardır:
- Gelişigüzel çalışma yerine bilimsel yöntemlere dayalı çalışma
- Başıbozukluk yerine ahenk ve koordinasyonun sağlandığı çalışma
- Kişisel çalışma yerine yardımlaşmaya dayalı çalışma
- Düşük verimlilik yerine en az girdi ile en çok çıktı sağlayan yüksek verimlilik
- Çalışanların mümkün olan en yüksek verimlilik düzeyine çıkarılması için eğitime önem verilmesi
Taylor yaklaşımı, üretimde standartlaşma, iş analizi, zaman etüdü ve verimlilik artışı bakımından klasik yaklaşımın en güçlü yönlerinden birini oluşturur.
Taylor = işin en verimli ve bilimsel biçimde nasıl yapılacağını araştırır.
8) Fayol ve Yönetim Süreci Yaklaşımı
Henri Fayol, yönetimi ilk kez işlevsel bir süreç olarak ele alan düşünürlerden biridir. Fayol, işletme faaliyetlerini işlevler halinde sınıflandırmış ve yönetimi, yalnız teknik değil aynı zamanda ayrı bir yönetim faaliyeti olarak değerlendirmiştir.
Fayol’a göre işletmedeki faaliyetler başlıca altı grupta toplanabilir: teknik faaliyetler, ticari faaliyetler, finansal faaliyetler, muhasebe faaliyetleri, güvenlik faaliyetleri ve yönetim faaliyetleri. Yönetim faaliyetleri ise planlama, örgütleme, emir-komuta (yürütme), koordinasyon ve denetim aşamalarından oluşur.
Fayol’un önemli katkılarından biri de yönetim ilkelerini sistematik hale getirmesidir. Yapısal ilkeler, süreç ilkeleri ve sonuçlarla ilgili ilkeler çerçevesinde işbölümü, yönetim birliği, merkezcilik, yetki ve sorumluluk, hiyerarşi, disiplin, adil muamele, genel çıkarların üstünlüğü, düzen, personelin devamlılığı, inisiyatif ve birlik-beraberlik gibi unsurlar yönetim düşüncesine kazandırılmıştır.
Fayol = yönetimi süreç olarak ele alır ve yönetim işlevlerini sistematik hale getirir.
9) Weber ve Bürokrasi Yaklaşımı
Max Weber’in bürokrasi yaklaşımı, kurallara tam uyumun ve tarafsızlığın etkinlik açısından ideal bir yönetim düzeni sağlayacağını savunur. Bu yaklaşımda rasyonel otorite, yazılı kurallar, görev tanımları ve hiyerarşik yapı ön plandadır.
Bürokratik organizasyon yapısının temel özellikleri şunlardır:
- İleri derecede işbölümü
- Otoritenin merkezileşmesi
- Yetki ve görevlerin önceden belirlenmesi
- Personelin görevlere atanması
- Kanuni yetkinin uygulanması
- Kişisel olmayan ilişkiler
- Kayıt ve ayrıntılı dosyalama sistemi
Weber’in bürokrasi yaklaşımı, kurallılık ve düzen bakımından klasik yaklaşımın en belirgin örneklerinden biridir. Burada kişilerden çok pozisyonlar ve kurallar önem taşır.
10) Rasyonellik, İşbölümü, Hiyerarşi ve Standartlaşma
Klasik yönetim düşüncesinin özünde rasyonellik vardır. İşletmenin amaçlarına en uygun düzenin, açık kurallar, belirlenmiş görevler, net sorumluluk alanları ve hiyerarşik bir yapı ile sağlanabileceği kabul edilir.
İşbölümü ve uzmanlaşma, işlerin daha hızlı ve verimli yapılmasını amaçlar. Hiyerarşi, yetki akışını ve denetim düzenini kurar. Standartlaşma ise işlerin kişilere göre değil, önceden belirlenmiş kurallara ve yöntemlere göre yürütülmesini sağlar. Bu nedenle klasik yaklaşım, örgütsel düzen ve yönetim sistematiği açısından büyük önem taşır.
11) Klasik Yönetim Düşüncesine Yöneltilen Eleştiriler
Klasik yönetim düşüncesine yöneltilen en önemli eleştiri, insanın sosyal ve psikolojik yönlerini ihmal etmesidir. Bu yaklaşım yönetim ve organizasyonun biçimsel ve hukuki tarafına önem vermiş, ancak insan davranışlarını, sosyal ihtiyaçları ve grup ilişkilerini yeterince dikkate almamıştır.
İnsan daha çok makinenin bir parçası gibi ele alınmış, iş ortamındaki sosyal ilişkilerin performans üzerindeki etkisi göz ardı edilmiştir. Bu eksiklik daha sonra neoklasik yaklaşımın ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.
Final Özet (Sınavlık)
- Erken klasikler dönemi, bilimsel yönetim öncesi ve otokratik ilişkilerin baskın olduğu dönemdir.
- Klasik yönetim düşüncesi sanayi devrimiyle birlikte önem kazanmıştır.
- Klasik yaklaşımın temeli rasyonellik, işbölümü, uzmanlaşma, hiyerarşi ve standartlaşmadır.
- Klasik yaklaşım organizasyonu kapalı, düzenli ve mekanik bir sistem gibi ele alır.
- Taylor, bilimsel yönetim yaklaşımıyla işlerin en verimli ve bilimsel şekilde yapılmasını savunmuştur.
- Fayol, yönetimi süreç olarak ele almış ve yönetim işlevlerini sistematik hale getirmiştir.
- Weber, bürokrasi yaklaşımıyla kurallılık, hiyerarşi ve kişisel olmayan ilişkileri vurgulamıştır.
- Klasik yaklaşım insanın sosyal ve psikolojik yönünü geri planda bırakmıştır.
- Bu nedenle klasik yönetim düşüncesi daha sonra neoklasik yaklaşım tarafından eleştirilmiştir.
Öğrenim Hedefleri
- Yönetim düşüncesinin tarihsel gelişimini ana hatlarıyla kavrayabilmek
- Erken klasikler döneminin temel özelliklerini öğrenmek
- Klasik yönetim düşüncesinin ortaya çıkış nedenlerini açıklayabilmek
- Klasik yaklaşımın temel özellikleri olan rasyonellik, işbölümü, uzmanlaşma, hiyerarşi ve standartlaşmayı anlayabilmek
- Taylor’un bilimsel yönetim yaklaşımını ve temel ilkelerini öğrenmek
- Fayol’un yönetim süreci yaklaşımını ve yönetim işlevlerine katkısını kavrayabilmek
- Weber’in bürokrasi yaklaşımını ve bürokratik yapının temel özelliklerini açıklayabilmek
- Klasik yönetim düşüncesine yöneltilen temel eleştirileri değerlendirebilmek
Önemli Notlar
EZBER: Erken klasikler dönemi, bilimsel yönetim öncesi ve otokratik ilişkilerin baskın olduğu dönemdir.
EZBER: Klasik yönetim düşüncesi, sanayi devrimi ile birlikte önem kazanmıştır.
EZBER: Klasik yaklaşımın üç ana ismi Taylor, Fayol ve Weber’dir.
EZBER: Taylor = bilimsel yönetim, Fayol = yönetim süreci, Weber = bürokrasi yaklaşımı.
EZBER: Klasik yaklaşımın temel özellikleri rasyonellik, işbölümü, uzmanlaşma, hiyerarşi ve standartlaşmadır.
EZBER: Klasik yaklaşım insanın sosyal ve psikolojik yönünü yeterince dikkate almamıştır.
Bu Konudaki Tüm Sorular
Aşağıda, ilgili konuya ait veritabanında kayıtlı tüm aktif sorular listelenmektedir.